
Gök-Kubbede Hoş Bir Seda
Toprak cömerttir, toprak vefalı, toprak berekettir, toprak özgürlük. Topraksızlıktır esaret. Topraksızlıktır felaket. Yapraklar dökülürken, kuşlar göçerken hüzün çöktü üstümüze, Buğulandı gözlerimiz ateş düştü göğsümüze. Gitme vaktiydi veda vaktiydi artık son görüş belki son dokunuştu doğduğumuz yere. Her bir giden dönerken eller üstünde belki de dönemezken o anda bile; hissetmişti ayrılığın dayanılmaz sancısını yüreğinin derinliklerinde ayrıldığı o son zaman diliminde.
Bir ses yankılansın şu gök kubbemizde ve aynı yörenin evlatları daha sıkı kenetlenelim bir birimize. Biriz biz daha Hz. Adem den elbette lakin aynı anneden süt emen çocuklar gibi değilmiyiz ki biz toprağımız bir o zaman neden bu benciliğimiz. Neden bu ben merkezci hayat felsefemiz. Nedir paylaşamadığımız ya da paylaşmak istemediğimiz. Bize mi aittir hiç bizi terk etmeyecek sandıklarımız. O zaman köyümün kabristanlığında yatanlar bizim neyimiz. Tek bir cevabı var bu sorunun evet tek bir cevabı. O da ‘Onlar yaşarken kıymetini bilemediklerimiz’.
İki kapılı bir handa yürürken gündüz gece misafirliği unutup ev sahibi gibi davranmak ayıp etmek değilmidir gerçek sahibine. Ne kalmış ki zaten her doğanın gitmesine. O zaman gel ey insan bir kez daha sarıl sevdiklerine. Bir ses ver bir nefes yeter eğer hissedersen. Kimseye kalmadı inanın kalmayacak size de. Düşen bir çocuğu kaldırmak, yaşlı bir adama tebessümle selam vermek, yaşlı bir teyzeye nasılsın demek insanlığın ölmemişse ey insanoğlu inan dünyalara değer.
Zaman nehri katmış da sürüklerken bizi önüne. Gerisi teferruat değilmidir; bugün dururken takılıp kalmak düne. O zaman ders çıkararak geçmişten yürümek lazım daha güzel günlere. Ama nasıl diye sorarsa insan kendine, bakmalı dönüp de bir köklerine, unutmadan sağlam basmalı ki tökezlediğinde; sarsılmasın, yıkılmasın sarılsın da mazisine. Hatırla güneyinde yanıktaş, doğunda yavan-çalek, batında zariyoz, kuzeyinde kofçiya-krinta olan bir yer var sana ait. Gelde gitmeden görde bir daha bari öyle git. Hani şair diyorya: ‘gidenlerin her biri memnun ki yerinden birçok seneler geçti dönen yok seferinden.’ Bu seferki gelişimizde amaç o olsun bari bir hoş seda bırakmak bu gökkubede.
Sürç-ü Lisan ettiysek eğer affola. Her ne kadar anlatmak istediğimizi tam anlatamasak da kelam ettik yüreğimizden kopup gelen cümlelerle, görmediğimiz göremediğimiz yüzlerle. İnşallah bir dahaki sefere Allah ömür verir nefesimiz yeterse görüşmek üzere tüm dostlara buraya ait olanlara yada kendini buraya ait hissedenlere kucak dolusu sevgilerimle… Her şey gönlünüzce olsun.
| < Önceki |
|---|



