Öncelikle tüm Yaranozlu’lara saygı ve selamlarımı sunarım.Beni,az çok köyde tanırsınız.Şu an Trabzon’da Sosyal Bilgiler Öğretmenliği yapmaktayım.Sizlerle bu köşede tarihi,bazen coğrafi bazende edebi yazılarla beraber olma umudundayım.Umarım paylaştığım yazılar sizlerinde ilgisini çeker.
GERÇEK BİR DAHİ MİMAR SİNAN
İlk olarak sadece Türk tarihinin değil; dünya tarihinin bile eşi benzeri bulunmayan dehası Mimar Sinan hakkında sizlere bazı bilgiler sunmak istiyorum.Neden ilk yazımda Koca Sinan’la başlıyorum diye düşünebilirsiniz,cevabını vereyim ben sürekli Osmanlı tarihi ve önemli Türk büyükleri hakkında bişeyler araştırırım beni en çok etkileyenlerden biriside Mimar Sinan’dır.Onun o dönemde çözdüğü bilinen 13 bilinmeyenli denklem bugun hiçbir bilgisayar ve insan tarafından çözülemedi, yanlışım yoksa 8 bilinmeyenli çözülebiliyor şu an (belkıde 9) yapmış olduğu eserlerdeki engin dehaya ulaşanda olmadı.İşte bu çok gizemli ve inanılmaz insanla alakalı sizlerle benimde hayret ettiğim bazı şeyleri paylaşmak istiyorum.
Mimar Sinan'dan Günümüze Mektup
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebası Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv´de şöyle anlatmıştı.
Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı yaptık.
Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu:
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum
"Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu´nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.
Bu mektup bir inşanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur...
| Sonraki > |
|---|


